Hacı Şerif 1938 yılında Babadağ’da kurulmuştur. 77 yıldır Denizli ve çevresinde öncelikli olarak irmik helvası ile ün salmış ardından lokum, çikolata ve çeşitli meyve tatlılarını kaliteyi özenle harmanlayıp üretimine devam etmiş ve bugünlere gelmiştir. Ege bölgesine özgü yöresel tatları Tüm Türkiye’ye sunmak için 2011 yılında www.haciserif.com.tr e-Ticaret sitesi kurulmuştur. 10 ilde 38 şubesi ve 160 çalışanı ile sizlere en doğal tatlıları sunmaya devam etmektedir.



Şekerciliğe 1938 yılında Babadağ’da başlayan Mehmet Tevfik Helvacı ve oğlu Şerif Helvacı bugünlere kadar uzanan bir geleneğin ilk adımlarını atmıştır.

1950’li yıllarda Şerif Helvacı’nın oğulları Mithat ve Necip Helvacı’nın üçüncü kuşak olarak baba mesleğini şeçmeleriyle; Şerif Helvacı imalathanesini büyütmek istemiş ve Denizli’deki bugünkü yerine taşınmıştır. Burada günün şartlarına göre en son teknoloji ile imalatlarını sürdürmekte ve hala devam etmektedir.

HACI ŞERİF markası ile imalattan başlayarak müşterilere sunuma kadar aynı kalite ve titizlikle devam etmektedir.İnsanların damak zevkine hitap eden bu geleneğin, gelecek kuşaklara ulaşması ümidiyle…




HACI ŞERİF’İ ZİYARET EDEN ÜNLÜLER

Hacı Şerif’i ziyaret edenleri sunduğumuz ve diğer bir çok haberlerimiz için Tıklayınız


Hacı Şerif Hakkında Müşteri Yorumları


Hacı Şerif İletişim Bilgileri

MİTHAT HELVACI
”Dedem Hacı Şerif 1932 yılında Miçous isimli Yahudi’den bu işi öğrendikten sonra şekercilik aile mesleğimiz oldu. Babadağ’a gelerek ufak bir imalathane açmış. Babamla birlikte orada başlamış şekerciliği 1938’de babam askere gidip geldikten sonra Babadağ’da 1952’ye kadar güzel bir mesafe kat ettiler. 1953-1954’te biraz büyüyünce çalışmaya da başladım. 1957’ye kadar çalıştık. Babam daha sonra 1957’de Denizli’ye taşınarak burada bir firmayla ortaklık yaptı. 1964’te askere gittim. Askerden gelene kadar kardeşim Necip de bize yardım etti. Tek işçimiz vardı. O zaman teknoloji yoktu. Her şeyi el ile yapıyorduk. Odunla şekeri pişirir, lokumu kürekle karıştırırdık. Şimdi her şey makine oldu artık.’ ‘Yemediğimiz ürünü asla müşteriye satmadık. Tatlıları ve şekerlemeleri ucuza mal etmek için hile yoluna gitmedik’

NECİP HELVACI
”Önce insanları seveceksin. Tadı verirken içine lezzet, sevgi koyacaksın. Bunu yaptığımız sürece bu mesleğin ölmesi mümkün değil. Biz bir kere bir ürünü yaparken önce kendimiz yiyoruz. Ondan sonra müşterilerimize ve dostlarımıza tattırıyoruz. Güzel olduğunu söyledikleri zaman piyasaya sürüyoruz. Yoksa bu iş bir yerde tıkanır. Türkiye genelindeki bütün meyvelerden sebzelerden güzel ürünler, güzel gıda maddeleri üretilmeye başladı ve de sağlıklı. Biz de onun için son birkaç yıl içinde ürün yelpazemizi 150’ye kadar çıkardık. Eskiden üç çeşit lokum vardı. Şimdi 30 çeşit lokum var. Onun yanı sıra tatlı helva çoğalmaya başladı. Eskiden sade helva olurdu. Şimdi ise fıstıklı helva, kakaolu gibi birçok çeşit var. Dördüncü kuşağa dayandık. Dördüncü kuşak üniversiteyi bitirmiş, yurt dışında mastır yapmış, bu işi daha da ileriye götürmek için teknolojinin en son harikalarından yararlanmak için gıda mühendisleri nezaretinde ve hijyenik şekilde üretip sunuyor. Böyle güzel sunduktan sonra halk da kabul ediyor.”

HER TATLININ MEVSİMİ VAR
Hacı Şerif’te birçok sebze ve meyvenin de tatlısı yapılıyor. Şam, tulumba, irmik helvası ve baklava gibi bilinen çeşitlerin yanı sıra patlıcan, ceviz, kayısı, ayva ve incirden yapılan tatlılar da ilgi çekiyor. “Yıllar önceki şeker lokum helvadan sonra zamanla ürün çeşidi çoğaldı. Şu anda 150 çeşit tatlımız var. Kabak, patlıcan, incir, ceviz ve ayva gibi sebze ve meyveleri tarlamızdan toplayıp tatlısını yapıyoruz. Her tatlının mevsimi var.

İNSANLAR HER ŞEYİN EN GÜZELİNE LAYIK
Türkiye’de tatlı yapımında, şeker yerine genellikle daha ucuza mal olsun diye mısır şurubu kullanılır. “Tatlıcıların yüzde 80’i bunu kullanıyor. Mısır şurubuyla yapılan tatlılar, eskiden olan lezzeti, güzelliği veremiyor. Şeker pancarından yapılan şeker, bizim asıl hammaddemiz. İyi yaparsan pahalı satılıyor. Ucuza mal edip pahalıya satıyorsan bitiyorsun. İnsanlar her şeyin en güzeline layık. En güzelini verdiğin sürece her zaman iş var”

“Eskiden tatlıda tahin ve pekmez ana maddelerimizdi. Fabrikasyona rağbet çoğalınca hastalıklar da artmaya başladı. Onun için doğal şeylere dönülürse hem tarımın hem de ülkemizin kazançlı çıkacağını zannediyorum”